Bağdat caddesi Aldo ve çok çekici kahverengi yüksek topuklu ve krokodil baskılı ayakkabılar. Mağazadan içeri giriyorum ve 36 numarasını deneyebilir miyim? diyorum. atış temsilcisi "Maalesef 36 numara kalmamış ama 37 numaraya taban koyarız" gibi hiç hazzetmediğim bir öneri ile geliyor. Ben "diğer mağazalarınıza soramaz mıyız?" diyorum. İsteksizce telefonu çeviriyor ve "İstinye Park'ta varmış" diyor. Ben de "buraya çekerseniz, uğrayıp alırım" diyorum. Bana ancak ayakkabının tüm bedelini o anda ödemem kaydıyla bunu yapabileceğimi söylüyor:
1. Neden denemediğim bir ayakkabıyı o anda satın alıp elimde yepyeni bir ayakkabı paketi olmanın hazzıyla o mağazadan çıkmayayım?
2. Daha sonra 36 numara ayağıma olmazsa ödemiş olduğum bedelin tekrar kredi kartıma aktarılması gibi bir yoldan geçelim?
3. Arabası olan ve mobil bir insan olarak neden aynı gün İstinye Park'a gidip deneyerek ayakkabıyı almayayım?
4. Aldo'nun rakipleri bunu böyle bir şart öne sürmeden yapıyor, neden Aldo'dan ayakkabı almakta ısrar edeyim?
29 Ekim 2007 Pazartesi
ayakkabı hastalığım ve yeni ayakkabılarımın tokası
Yaklaşık 1 ay kadar önce Akmerkez Hotiç'ten hiç dayanamadığım yüksek topuklu ve vizon rengi süet bir çift ayakkabı satın aldım. Yüzümde koca bir gülümseme ile ayakkabıları giydiğim ilk gün tokalarıyla uğraşıp durdum. Tokanın iğnesi kurtulup duruyor, bilekten bandı bollaşıyor ve ayakkabı her adım atışımda ayağımdan fırt fırt çıkmak suretiyle işte koridorlarda yürürken sinirlerimi bozuyordu.
Ben de ilk fırsatta ayakkabılarımı aldığım mağazaya götürdüm, problemi anlattım. Ayakkabıları geri aldılar ve fabrikaya gönderip cep telefonuma mesaj yoluyla beni bilgilendireceklerini söylediler. Bir hafta geçti, yeni ayakkabılarını giymek için can atan zavallı bana bir haber yok. Ben de onları aradım. "Ayakkabılarımız mağazamıza geldi hanımefendi" diye cevap verince ben de dayanamayıp "bana da haber vermeyi düşünüyor muydunuz?" diye sordum. Bunun üzerine check etmeye gitti ve tamamen çelişkili ikinci bir cevapla geri döndü "gelmemiş, daha fabrikadan cevap bekliyoruz". Eğer ben ikinci soruyu sormasaydım Çengelköy'den Etiler'e kadar bir yol katedip hayalkırıklığı ve muhtemelen bir sinirle ayakkabıların orada olmadığını keşfedecektim. Bunu söylediğimde ise şöyle bir cevapla karşılaştım "fabrika bize tadilat mı iade mi olduğu konusunda 15 günlük yasal süreç içinde cevap veriyor, bugün de olabilir önümüzdeki hafta ortasında da, anladınız mı?". Ben satış temsilcisinin cevabındaki "anladınız mı" kısmına epeyce takılarak telefonu kapattım.
Halen beni aramalarını bekliyorum. Hotiç gibi bir mağazanın "ayakkabı tokası" gibi basit bir konuda bedelin tümünü ödemiş ve bir kez bile doğru düzgün giyilememiş bir ayakkabıya sahip bir müşteriye geri dönüş yapması için bu kadar zaman kullanmasına şaşırmadım değil, üstelik bir lostra salonunda bu problem yaklaşık 1-2 saatte çözülebilecekken..
Ben de ilk fırsatta ayakkabılarımı aldığım mağazaya götürdüm, problemi anlattım. Ayakkabıları geri aldılar ve fabrikaya gönderip cep telefonuma mesaj yoluyla beni bilgilendireceklerini söylediler. Bir hafta geçti, yeni ayakkabılarını giymek için can atan zavallı bana bir haber yok. Ben de onları aradım. "Ayakkabılarımız mağazamıza geldi hanımefendi" diye cevap verince ben de dayanamayıp "bana da haber vermeyi düşünüyor muydunuz?" diye sordum. Bunun üzerine check etmeye gitti ve tamamen çelişkili ikinci bir cevapla geri döndü "gelmemiş, daha fabrikadan cevap bekliyoruz". Eğer ben ikinci soruyu sormasaydım Çengelköy'den Etiler'e kadar bir yol katedip hayalkırıklığı ve muhtemelen bir sinirle ayakkabıların orada olmadığını keşfedecektim. Bunu söylediğimde ise şöyle bir cevapla karşılaştım "fabrika bize tadilat mı iade mi olduğu konusunda 15 günlük yasal süreç içinde cevap veriyor, bugün de olabilir önümüzdeki hafta ortasında da, anladınız mı?". Ben satış temsilcisinin cevabındaki "anladınız mı" kısmına epeyce takılarak telefonu kapattım.
Halen beni aramalarını bekliyorum. Hotiç gibi bir mağazanın "ayakkabı tokası" gibi basit bir konuda bedelin tümünü ödemiş ve bir kez bile doğru düzgün giyilememiş bir ayakkabıya sahip bir müşteriye geri dönüş yapması için bu kadar zaman kullanmasına şaşırmadım değil, üstelik bir lostra salonunda bu problem yaklaşık 1-2 saatte çözülebilecekken..
sinemada reklam da bir yere kadar kardeşim
Geçenlerde 1,5 yaşındaki oldukça gürültülü ve hareketli oğlumuz Efe'den kaçamak yapabildiğimiz bir Cumartesi öğleden öncesinde sinemaya gidelim dedik. Mekan Maltepe AFM, film Kefaret. Film saati 11:00. Çayımızı, kahvemizi alıp 5 dakika öncesinde koltuklarımıza yerleştik. Reklam kuşağı girdi, 1, 2, 3 falan derken arka arkaya abartısız 20 reklam ile tam bir bombardıman. Saat 11:30, yani bildirilenden yarım saat sonra film başladı. Ben de Carrefour'da 3-5 vitrin daha bakmak ve kocamla bir kaç çift laf daha etmek varken neden metazori bu reklamları seyrettik şimdi? gibi bir psikoza girdim ve giderek daha da sinirlendim bu duruma.
Hani sinema reklamlarını pazarlayanlar iddia eder ya "bu mecrada reklamların kesinlikle izlendiğinden ve hatırlandığından emin olabilirisiniz ve dolayısıyla paranız çöpe gitmez çünkü zaplama imkanı yok". Kesinlikle doğru ama bu insanın kendini karanlık bir odada hapis olmuş hissetmesine engel olmuyor. Bir "otomatik portakal" sendromu. Hiç de hoş değil... Ve Maltepe AFM artık kesinlikle benim favori sinema listemde değil.
Hani sinema reklamlarını pazarlayanlar iddia eder ya "bu mecrada reklamların kesinlikle izlendiğinden ve hatırlandığından emin olabilirisiniz ve dolayısıyla paranız çöpe gitmez çünkü zaplama imkanı yok". Kesinlikle doğru ama bu insanın kendini karanlık bir odada hapis olmuş hissetmesine engel olmuyor. Bir "otomatik portakal" sendromu. Hiç de hoş değil... Ve Maltepe AFM artık kesinlikle benim favori sinema listemde değil.
ben kimim? neden yazıyorum?
Adım Aycan. Bir alışveriş bağımlısıyım (hay Allah grup terapisi seansı gibi oldu). Kurtulmaya çalışmıyorum, çünkü bunu seviyorum. 12 yıldır Pazarlama sektörü içinde olan biri olarak reklamlara ve promosyonlara karşı bağışıklık kazanmış olmamı beklersiniz ama durum pek de öyle değil. Bu bilerek avlanmak gibi birşey. Her alışveriş deneyiminden, akşamları yerli diziler arasında izlediğim her reklamdan ayrı bir çıkarım yapıyor, üzerine konuşacak ve tartışacak birşeyler buluyorum. Mesleki deformasyon diyelim...Ya da sorunlu kişilik...
Bir de her gün elimde alışveriş torbaları ile kapıdan girişimi dehşetle izleyen ve evimizin çöp eve dönüştüğünü iddia eden bir kocam var. Beni Belediye'ye ihbar etmekle tehdit ediyor. İtiraf ediyorum ki bazen dırdırından kurtulmak için alışveriş torbalarını arabamın bagajına saklıyor, birkaç gün sonra çaktırmadan eve sokuyorum. Eğitimlerindeki onun deyimi ile "psikopat" ve alışveriş canavarı başrol oyuncusuyum.
Aklıma takılanların ve sürekli konuşmalarımın hedef kitlesi olarak kocam ve iş arkadaşlarım beni kesmeyince de bir blog açayım dedim. Kendimi yanlız hissetmemek adına...
Bir de her gün elimde alışveriş torbaları ile kapıdan girişimi dehşetle izleyen ve evimizin çöp eve dönüştüğünü iddia eden bir kocam var. Beni Belediye'ye ihbar etmekle tehdit ediyor. İtiraf ediyorum ki bazen dırdırından kurtulmak için alışveriş torbalarını arabamın bagajına saklıyor, birkaç gün sonra çaktırmadan eve sokuyorum. Eğitimlerindeki onun deyimi ile "psikopat" ve alışveriş canavarı başrol oyuncusuyum.
Aklıma takılanların ve sürekli konuşmalarımın hedef kitlesi olarak kocam ve iş arkadaşlarım beni kesmeyince de bir blog açayım dedim. Kendimi yanlız hissetmemek adına...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
