15 Nisan 2011 Cuma

Yahu bu shopping fest'te yabancı turistleri hedefliyorlardı ama kendimi kaptırdım iyice. Koton'da %30 indirim, Banana Republic'te %40 indirim falan derken kredi kartları limitlere dayandı. Neyse, alışveriş yapmayı seviyorum.... Ama ş,mdilerde kendimi limitleyecek birkaç yöntem geliştirdim: 1. kabine gir ve seçtiklerini dene (bu şekilde seçilenlerden yarısı eleniyor) 2. aldıklarının etiketlerini hemen koparma, eve gelip dolabına bak ve gereksiz alınanları iade et veya değiştir (bu şekilde her seferinde yeni birşeyler alıyor izlenimine kapılıyorsun)

14 Eylül 2010 Salı

annelik...

son 4 seneye iki çocuk sığdırdıktan sonra hayat ritmim ancak normale dönüyor...

turquoise shoes


kırmızının tüm tonlarında rugan, ince yüksek topuklar, sınırda bir dekolte: dişilik ve baştan çıkarmanın özeti. bilmem anlatabildim mi? bu ayakkabılar kuş kadar hafif, tutku kadar ağır... denenmesi şiddetle tavsiye olunur.

21 Kasım 2007 Çarşamba

pepsi'nin fotoğraflı kutuları

Pepsi'nin son fikrini çok eğlenceli buldum. Kendi fotoğraflarını gönderiyorsun ve kutunun üzerine basıyorlar. Sen de kendi fotoğrafının olduğu kutudan afiyetle kolanı içiyorsun. Kişiselleştirilmiş ve oldukça orijinal bir fikir...

14 Kasım 2007 Çarşamba

comme il faut tango ayakkabıları beni baştan çıkarıyor

10 senedir tango yapıyorum. Bu güne kadar onlarca tango ayakkabım oldu ama Comme il Faut tango ayakkabıları üzerine dans ayakkabısı tanımam. Ergonomisi, hafifliği, esnekliği ve estetiği. Ayrıca bence "odaklanma" ve "uzmanlaşma" anlamında bir başarı hikayesi. Tangonun başkenti Buenos Aires'teki bu küçük ve butik atölye yanlızca tango ayakkabıları üretiyor. Ama ona tango ayakkabılarının Manolo Blahnik'i demek yanlış olmaz.
Öncelikle ve en önemlisi kadın ve ayakkabı arasındaki o gizemli ve çok özel bağı çok iyi hissediyor: yüksek topuklu ayakkabılar baştan çıkarmak içindir... Seçilen renkler, modeller, dokuların tümü bunu destekliyor. Morlar, kırmızılar, lameler, ruganlar, leopar desenleri....
Üretimi tek bir yerde, başka bir atölyeye fason üretim yaptırarak kalitesini riske atmıyor.
Müşterilerine sunduğu deneyim benzersiz: Çok büyük olmayan dükkana giriyorsunuz. Etrafta zebra desenli puflar, yerde beyaz bir post ve 3 duvarda boydan boya aynalar. Bir yandan bir çok ülkeden onlarca tango dansçısı ayakkabı deniyor. Yani çevreniz sizin gibi dansa aşık kişilerle dolu. Biraz da kıskançlık ve rekabet hissi ile herkesin denediği ayakkabılara bir göz atıyorsunuz. Muhtemelen bu bayanları ve ayakkabılarını o akşamki kalabalık milongada görüp farkedeceksiniz. Diğer yandan biri gelip ayakkabı numaranızı soruyor ve o numaradan elinde bulunan bütün kutuları çıkarıp önünüze seriyor. Renk renk, model model...Siz de kendinizi lunaparka gitmiş bir çocuk kadar özgür ve mutlu hissediyorsunuz. Giyip giyip çıkarıyor ve farketmeden 1 saate yakın zamanınızı burada geçiriyorsunuz.
Kredi kartı kabul etmiyorlar ve ayakkabıların fiyatı rakiplerinden en az %50 daha pahalı.
Ama her kuruşuna değiyor, çünkü o dükkandan çıktığınızda siz artık renkli bir kelebeksiniz...

önlüklü eti kampanyası

Bir süredir TV ve radyoda yayınlanmakta olan Eti Bi Dolu dolgulu kek reklamlarındaki yaratıcı fikre bayıldım. "kekin içi o kadar dolu ki her an üzerinize damlayabilir" fikrini aktarmak için kullanılan yaratıcı fikir bence mükemmel: mama önlüğü... belki de henüz 1.5 yaşında bir oğlum olmasının da verdiği algıda seçicilik yüzünden ama rakipleri arasından sıyrıldığını ve farklılaştığını düşünüyorum. Ajansına tebrikler...

30 Ekim 2007 Salı

"bıçak sırtı" pazartesi değil miyidi?

Kanallardaki yerli dizi enflasyonu içinde garip bir şizofreni yaşamamak için bir filtreleme yapmak zorunda kalıyor insan. Avrupa Yakası Çarşambaların eğlencesi, elde var bir. Bir önceki dönemin popüler dizileri Sıla ve Binbir Gece arasından Sıla beni kaybetti. "Ben sana hayran, sen cama tırman" tadında melul melul bakışlardan ve durağan senaryodan sıkıldım. Yeni birşeyler ararken Bıçak Sırtı'nın kadrosu ve hikayesi ile beni çekti. Önceleri yanlış hatırlamıyorsam Perşembe geceleri yayınlanan bu dizi, bir süre sonra Pazartesi'ne çekildi. Gerçi benim için iyi oldu çünkü Perşembe günleri malum tango günüm (Taksim Point Otel'in teras katında çok güzel bir milonga var).
Dün yağmurlu ve Cumhuriyet coşkusu dışında sıkıntılı bir gecede Lipton'un kanımca çok iyi bir kombinasyon olan erik&tarçın aromalı bitki çayını hazırlayıp Kanal D'nin başına oturdum. Ama bir de ne göreyim? Nereden çıktığı belli olmayan "Asi" diye yeni bir dizi. Eeeee ne oldu "Bıçak Sırtı"na? Pazarlamacı sezgilerimle ATV ve Kanal D arasındaki çılgın dizi rekabeti içinde benim dizimin Cuma günleri Sıla'nın karşısına çekilmiş olabileceğini öngörüyorum. İşte Sıla'ya bir darbe daha...
Kanalın yayın stratejisi ve rating kapma, rakibin önünü kesme manevraları iyi hoş da benim gibi diziye daha yeni bağlanmakta olan izleyicilerin bu yer değiştirmelerden dolayı başı döndü. Bu da büyük yatırım yaptığı yeni dizisini tutundurmak isteyen kanal için bir risk değil mi şimdi?